Oyunun Eğitimdeki Yeri ve Önemi

  • 27.01.2023

Doç. Dr. Yavuz Samur ile birlikteyiz. Çocuklar ve oyun ile ilgili konuşacağız. 

Geleneksel eğitim sempozyumundayız, eğitim konuşuyoruz. Konumuz çocuklar. Böyle olunca  oyun da çocukluğun ayrılmaz bir parçası. Sizce çocuklar yeterince oyun oynuyor mu?

Oynamıyor, zaten derdimiz bu. Keşke çocuklar daha çok oyun oynasalar. Burada galiba bir tek ben oyun hakkında sunum yapıyorum. Buna bir yandan üzülüyor bir yandan da seviniyorum, çünkü biz oyuna çok değer veriyor, çocukların yeterince oyun oynamadıklarını biliyoruz. Bakın “zannediyoruz” demiyorum, biliyoruz. Onları sokağa gönderemiyoruz çünkü güvenli değil. Oyun oynayacak yerleri yok, arkadaşları yok. Arkadaşları varsa da kim olduğunu bilmiyoruz. Bu nedenle çocukları sokağa gönderemiyoruz. Bu çok büyük bir sorun. Biz sokakta büyüdük, okuldan eve gelip çantayı bırakıp sokağa çıkardık. Böylece sosyalleşir, arkadaş edinirdik, kazanmayı, kaybetmeyi, lider olmayı, takım çalışması, iş birliğini sokakta öğrendik. Değerlerimizi sokakta elde ettik. Abilerimiz, ablalarımız, küçük kardeşlerimiz, “fasulye”lerimiz vardı. Onlara sahip çıkardık, derdik ki “Onları oyuna alalım, geride bırakmayalım”. Abiler, ablalara saygı duyardık. Onlar da bizi kollarlardı. Mahalle kültürü vardı, bu çok değerliydi. Bizim mahallemiz vardı, karşı mahalle vardı ve tanırdık birbirimizi, sokağa çıktığımızda da rahat ederdik. Akşama kadar da sokakta vakit geçirirdik.

 

"Çocukların oyun kültürünü kazanacağı başka yerler bulmamız lazım."

 

Şimdiki çocuklar okuldan eve geldiğinde çantalarını bırakıp ekran karşısına geçiyor veya ödeve başlıyor. Bu hangi okula gittiğine bağlı olarak değişiyor. Maalesef sokakta neredeyse hiç vakit geçirmiyorlar. Araştırmalar gösteriyor ki sokakta geçirilen vakit gittikçe azalıyor. Günümüzde, hapishanelerdeki insanların, okula giden çocuklardan daha fazla dışarda vakit geçirdikleri ortaya çıkıyor. Bizim bunu artırmamız lazım. Sokakta elde ettiği tüm becerileri, kazanımları düşünüp, madem sokakta olmuyor, onların oyun kültürünü kazanacağı başka yerler bulmamız, yeni oyun alanları açmamız lazım.

Tam bu noktada şu soruyu sormak istiyorum: Böyle bir şey, okullarda mümkün olabilir mi?

Tam bu noktada size yanıtım “evet” olur. Biz diyoruz ki “Okullar bizim yeni sokaklarımız olsun”. Okullar güvenli, oyun oynayacak alan var, çocukların arkadaşları var ve kim olduklarını biliyoruz. O zaman neden bizim yeni sokağımız okul olmasın? Bu nedenle “Oyun dostu okul” diye bir proje başlattık. Bu proje, yerleri, zeminleri, duvarları, koridorları, sınıfları her şeyi mümkün olduğunca oyun dostu hale getirilmiş okullar kurulmasını amaçlıyor. Çocuklara topu yasaklamayan, daha çok oyun alanı açan okullardan bahsediyoruz. Yaptığımız araştırmalarda bazı okullarda top oynamanın, koşmanın yasaklandığını gördük. Çocuklar bunu istemiyor, daha çok oyun oynamak istiyor. Biz de çocuklara oyun alanları açmaya çalışıyoruz. Düşünün, bir yerde oyun varsa çocuk oynuyor. Oyun yoksa çocuk döne döne geziyor. Oyun kuramıyor çocuk, en büyük eksiklerinden biri bu. O yüzden okulda daha çok oyun oynasın istiyoruz. 

 

"Oyun dostu okul kadar oyun dostu öğretmene de ihtiyaç var."

Okul ne kadar oyun dostu olursa olsun, öğretmen dersinde çocukla oyun oynamıyorsa okulun oyun dostu olmasının anlamı yok. O yüzden oyun dostu öğretmene çok ihtiyaç var. Onların derslerinde daha çok oyun oynamalarına, oyunu derse entegre etmelerine ihtiyacımız var. Araştırmalar gösteriyor ki ders ile oyunu bir araya getiren öğretmenlerin desleri de, kendileri de çok seviliyor. Çocuğun sevdiği bir öğretmen ve derste başarısız olma ihtimali neredeyse yok. 

 

"Oyun dostu ebeveyn olmadan olmaz."

Oyun dostu okul birkaç ayaktan oluşuyor. Öğretmen bu ayaklardan bir tanesi. Bir diğeri, bence en önemlisi de oyun dostu ebeveyn. Yani anne babanın çocuğuyla oyun oynamasına çok ihtiyacımız var. Maalesef aileler çocuklarıyla oyun oynamıyor. Çocuğa şunu soruyorum: “Akşam neler yapıyorsunuz, nasıl vakit geçiriyorsunuz?”, “Oturuyoruz” diye yanıt alıyorum. Kimler TV izliyor diye sorduğumda hepsi elini kaldırıyor. Evde anne babanın çocuğuyla kaliteli vakit geçirmesine ihtiyacımız var. Çocuğuyla ebeveynin geçirecği 2 – 3 saat var. Bunu da TV seyrederek geçirmemek önemli. Lisedeki çocuklar dahil hepsi ailesiyle oyunlar oynamak istiyor.

3 sac ayağından bahsediyoruz, oyun dostu okul, ebeveyn ve aile. Hepsi en az bir diğeri kadar önemli. Hocam, başka eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Çocuklarla oyun oynamak için yapmamız gereken fazla bir şeye ihtiyaç yok. Bizi kim dinliyorsa, ebeveyn, öğretmen ve okul yöneticisi… Hepsi çocuğuyla bugün oynamaya başlayabilir. Oyun oynamayan çocuklar mutluluk hormonu, serotonin salgılamıyor. Mutluluk hormonu salgılanmayan çocuklar zamanla depresyona giriyor. O yüzden oyuna daha çok ağırlık vermemiz gerekiyor. Eskiden oyun oynuyorduk, iyiydik, güzeldik ama şimdi oynamıyoruz ve çok iyi bir yere gitmiyoruz.  

Doç. Dr. Yavuz Samur ile '"Oyunun Eğitimdeki Yeri ve Önemi"

Benzer İçerikler