Türkiye'de Matematik Öğretimi

Türkiye'de Matematik Öğretimi

  • 26.01.2023

Doç. Dr. Burak Karabey ile ülkemizde matematik öğretimi sorunları ve çözümün neler olabileceğine dair bir söyleşi gerçekleştirdik.  

Hocam ülkemizdeki matematik öğretimi sorunları hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bu sorunlar yeni değil aslında. Eski konferans ve sempozyumlara baktığımızda da aynı sorunları görüyoruz. 1985’te yapılmış bir matematik öğretimi konferansı var. Orada da bugünkü gibi hala üniversite sınavı, testler, matematikte ezberleme konularından söz edilmiş ve bunun değişmesi gerektiğine dair konular konuşulmuş. Bence sorunları tespit ediyor ancak aksiyon almakta, çözüm üretmekte çok yavaş ilerliyoruz. Çocukları tanımakta, onlara özgü programlar geliştirmekte çok zorlanıyoruz. Biz aslında herkese aynı şeyi öğretmeye çalışıyoruz. Bireylerin özellikleri, yetenekleri ve istekleri doğrultusunda daha iyi yönlenebilecek bir eğitime ihtiyacımız var. Bu anlamda matematik de oldukça sıkıntı çekilen bir ders. Matematik de bizden çok çekiyor açıkçası. Her sınavdan sonra sosyal medyaya baktığımızda 1. sırada “Matematik” ile ilgili bir başlık görüyoruz. Bunun en önemli nedeni, sınavdaki matematik sorularının zorluğu.

 

"Matematiği herkesin yapabileceği şekilde yalınlaştırmak gerekiyor."

 

Ben bir matematik eğitimcisiyim ve matematik sorularının eleyici olarak kullanılmasından mustaribim. Bu anlayış da değiştirmemiz gereken şeyler arasında yer alıyor. Matematiği, herkesin yapabileceği bir seviyeye getirmek gerekiyor. Burada basitleştirmekten bahsetmiyorum, bu kaliteyi düşürür. Ben, matematiği biraz daha yalınlaştırmaktan bahsediyorum. Matematik dersi içeriğinin, bireylerin işine yarayabilecek şekilde güncellenmesi gerektiğini düşünüyorum.

 

"Makineleri derinleştirirken, insanları yüzeyselleştiriyoruz."

 

Bu günlerde üzerinde en çok konuşulan konular “yapay zekâ” ve “derin öğrenme”. Derin öğrenme, yani “deep learning”i makineye öğretmeye çalışıyoruz. Makinenin derin öğrenme özelliğine sahip olmasını istiyoruz fakat çocuklarımızı yüzeysel bir öğrenim ortamında bırakıyoruz. Bu ikisinin çatışma içinde olması beni çok şaşırtıyor açıkçası. İnsanların daha fazla derinleşmesini beklerken bunu makinelere yaptırmaya uğraşıp insanları yüzeyselleştiriyoruz. Deneyime, paylaşıma; bireyin yaşamda kullanabileceği özelliklere, yeteneklere dayalı olan bir matematik öğretiminin çok daha faydalı olabileceğini düşünüyorum.

 

"Sözelci-Sayısalcı diye bir etiketleme yapılmamalı."

 

Bunun yanı sıra çocukların “Sözelciyim”, “Sayısalcıyım” diye bir ayrıma girmeleri de oldukça üzücü. Burada herkese söylemek istiyorum, arkadaşlar aranızda sözelci ve sayısalcı yok aslında. Hepimiz aynı öğrenimlerden geçiyoruz. Her sayısalcı diye düşündüğünüz sözeli, sözelci olarak düşündüğünüz kişi de sayısalı gayet iyi yapıyor. Çok iyi matematikçi olan ünlü dilbilimciler, felsefeciler var. Bunun tam tersi de olabiliyor. Karşılıklı geçişlerin çok olduğunu görüyoruz ve çok iyi sonuçları var bunun. Bu nedenle sizin de kendinizi bilimler arası geçiş yapılan yatay düzlemde geliştirmeniz gerekiyor. Bunun bir gereklilik olduğunu düşünüyorum. 

Çok teşekkür ederiz, eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Matematikten korkmak için çok az sebep var. Matematik eğitiminden uzak durmanın yolu da onu anlamaktan geçiyor. Ondan uzak durmak istiyorsanız, Leonardo da Vinci’nin “Bir şeyden nefret etmek için onu iyi anlamak gerekir” sözünü akıldan çıkarmadan, matematiği iyice anlamanız gerekiyor. 

Doç. Dr. Burak Karabey ile ''Türkiye'de Matematik Öğretimi''

Benzer İçerikler