Waldorf Yaklaşımı Nedir? Waldorf Yaklaşımının Özellikleri

  • 09.12.2022

Günümüzde eğitim süreçlerinin öğrenci merkezli olarak sürdürülmesine öncelik tanınıyor. Öğretmenlerin öğrencilere rehberlik ettiği bu eğitim biçiminin öğrenme süreçlerine olumlu katkılar sağladığı biliniyor. Waldorf yaklaşımı da öğrenci merkezli eğitim yaklaşımlarından biri olduğu için etkileşimli öğrenme süreçlerini destekliyor.

Ünlü sanatçı, filozof ve bilim insanı Rudolf Steiner tarafından temelleri atılan bu yaklaşımın ilkelerini öğrenmek ister misiniz? Waldorf yaklaşımını eğitim uygulamalarına nasıl yansıtacağınızı öğrenerek verimli bir eğitim ortamı oluşturabilirsiniz. 

Waldorf Yaklaşımı Nedir?

Waldorf Yaklaşımı Nedir?

Rudolf Steiner’ın kurucusu olduğu bu yaklaşım, ezoterik bilim olarak da adlandırılan antropozofi ilkeleriyle şekillenen bir eğitim sistemi olarak tanımlanır. Waldorf felsefesi, öğrencinin eğitim süreci boyunca aktif olarak rol almasını öngören bir anlayışı savunur. Bu eğitim felsefesinin amacı eğitimi sanata dönüştürmektir. Waldorf anlayışına göre her öğrenci öğrenmeye karşı içsel bir motivasyona sahiptir. Önemli olan öğretmenin öğrenciyi yetenekleri ve ilgi alanları doğrultusunda motive etmesidir. Bu doğrultuda yönlendirilen öğrenci, yaşayarak ve deneyimleyerek öğrenme fırsatı bulur. Bu yaklaşım eğitim sürecini daha keyifli hale getirir. Waldorf eğitim sistemiyle öğrenci akademik başarı seviyesine göre belli kategorilere ayrılma kaygısı gütmeyen ve rekabetçi olmayan bir eğitim ortamıyla buluşabilir.

Waldorf Yaklaşımı Özellikleri Nelerdir?

Waldorf Yaklaşımı Özellikleri Nelerdir?

Waldorf yaklaşımı çocuğu merkeze alan bir felsefeye işaret eder. Bu bağlamda eğlenceli bir şekilde yaratıcılığı desteklenen çocuğun öz güven duygusu artar. Eğitimin en önemli özelliği farklı kültürlere uyarlanabilmesidir. Bu durum dünyanın her yerinde bu felsefenin yaygınlaştırılmasını sağlar. Waldorf felsefesi bütün bireyleri aynı şart ve koşullarda kabul eder. Bu, çocukların birbiriyle yarışa girmesini engelleyen önemli bir yaklaşım olarak kabul edilmektedir. Waldorf okullarının ilköğretim seviyesinde verilen akademik bilgi en az seviyede tutulur. Örneğin ilk iki sene harflerin nasıl oluştuğu anlatılsa da 3. yıla kadar okuma öğretilmez. Öğrenciler bahçe işleri, sanat ve yabancı dil öğrenimi gibi alanlarda eğitim alır. Bunun yanı sıra yazma becerisi gelişim eğitimi de çocukların harflerin anlamını zihnine getirmesiyle şekillenir. Bu eğitim sırasında çocuklar harflerin şekillerini sınıfta yürüyerek veya çeşitli sanatsal ifadelerle çizer.

Waldorf eğitmenleri çocuklara sanatsal deneyimler; tekerleme, şiir ve hikâye anlatımı gibi konularda yetkinlik kazandırmakla görevlidir. Bunun yanı sıra doğanın bir parçası olduğu kabul edilen çocuklar için sadece kapalı değil açık alanlarda da Waldorf etkinlikleri düzenlenir. Bu etkinlikler çocukta gelişen duygu ve düşünceler doğrultusunda ilerler. Böylelikle çocuğun bireysel bilincinin de gelişmesi sağlanır. On iki yaşından sonra tarih ve bilime yer veren eğitim sistemi, çocukların yaratıcı ve sanatsal öğelerini kaybetmesine izin vermeden sürdürülür.

Waldorf yaklaşımıyla çocuklar özgür yetişir. Öğrencinin kendi yetenekleri ve becerileri doğrultusunda toplumun değişmesine katkıda bulunması sağlanır. Eğitim sisteminde Steiner’in geliştirdiği “euritim” temel öğretim yöntemi olarak kullanılır. Bunun yanında yaratıcı oyun ve hikâye anlatımı da yer alır. Bazı özel durumlar haricinde bilgisayar gibi teknolojik aletler sınıfa sokulmaz. Böylelikle öğrencilerin herhangi bir teknolojik ürünle oldukça az zaman geçirmeleri bir avantaj olarak öne çıkar. Çocukların teknolojik aletlere yaklaşımının evde de aynı şekilde devam edebilmesi için aileler de bilinçlendirilir. Waldorf eğitiminin önemli ve öne çıkan özelliklerinden biri de okullarda aile benzeri sosyal grup oluşturulmasıdır. Bu sayede Waldorf okullarından mezun olan öğrenciler, arkadaşlarıyla bir araya gelmek ve sanatsal aktiviteler yapmak için daha fazla zaman harcama eğilimindedir.

Waldorf Eğitim Sistemi Sanatla İç İçedir

Waldorf Eğitim Sistemi Sanatla İç İçedir

Yeni nesil eğitim sistemleri içerisinde popüler bir yere sahip bu yaklaşım, öğrenciyi merkeze alır ve eğitimi sanatla bütünleştirir. Bu eğitim felsefesine göre sanat yalnızca bir müfredat dersi değildir. Sanat, eğitim ve öğretim süreçlerinin tüm aşamalarında yer alması gereken temel bir bileşendir. 

Waldorf yaklaşımında geleneksel eğitim anlayışının aksine rekabetten uzak bir eğitim ortamı oluşturulur. Bu sistemde öğrenciler belli bir eğitim kurumuna girebilmek için sınavlara tabi tutulmaz. Ayrıca arkadaşlarını rakip olarak görmez. Arkadaşları onlar için iş birliği içerisinde oldukları ortaklardır. Tüm öğrenciler bir ekiptir ve ortak bir amaca yönelik eğitim alırlar. Bu doğrultuda deneyimlerden yararlanarak hayata hazırlanırlar.

Öğrenci merkezli eğitim yaklaşımları, sosyal yenilenme ve toplumsal iyileşmenin kapısını aralar. Waldorf yaklaşımı tüm bu olumlu gelişmeleri destekleyebilen bir anlayışa sahiptir. Waldorf sistemine göre okul sadece eğitim sürecinde yararlanılan bir simülasyon olmamalıdır. Okul, hayatın içinden bir parça olarak görüldüğünde öğrencilerin öğrenme süreci de olumlu yönde etkilenecektir. Bu açıdan eğitim sürecinde yapılan etkinliklerin öğrencilere gerçek deneyimler sunması gerekir. Etkinliklerin temelinde sanat ve doğa ögelerine yer verilmelidir.

Okul Öncesi Eğitimde Waldorf Yaklaşımı

Okul öncesi Waldorf eğitim sistemi içinde yapılan etkinliklerle çocukların düşünce ve hayallerinin mümkün olduğunca serbest bırakılmasına olanak tanınır. Böylelikle çocuk estetik bir algıya sahip olurken kendi sanatsal bakış açısını kolaylıkla tanımlayabilir. Bu da çocukların bireysel sanat estetiği algısında kendi fikirleriyle öne çıkmalarına imkân verir. Waldorf yaklaşımı her coğrafya ve yerel kültürel yapıya göre farklılıklar içerir. Bununla birlikte yaklaşım, okul öncesi dönemde şu temel özellikleri paylaşır:

  • Her çocuğun ilgi ve kabulüne önem verilmeli.
  • Basit materyallerle çocukların kendi kendine oyun başlatmasına fırsat tanınmalı.
  • Küçük çocuklarının en önemli görevlerinin oyun oynamak olduğu kabul edilmeli.
  • Çocuğun dünyayla sağlıklı iletişim kurması için gerçek deneyimlere odaklanması sağlanmalı.
  • Çocukların hayal gücünü geliştirmek için sanatsal etkinliklere ağırlık verilmeli.
  • Kapasitenin gelişmesi ve faaliyetlerde rol alması için el işi gerektiren fırsatlar çocuğa sunulmalı.

Waldorf yaklaşımı etkinlikleri bu ana temeller üzerinden yerel kültürel dokuya uygun şekilde hazırlanır ve uygulanır.

Çocukların bireysel üretimlerini yapabilmek için kendilerini keşfettikleri bu eğitim sistemi her geçen gün daha fazla dikkat çekmektedir. Çocuk birey olma yolunda ilerlerken kendini tanır ve sanatsal yeteneklerini keşfeder. Waldorf eğitim sistemi ile okul sürecini tamamlayan öğrenciler iş hayatında da sanatsal yaratıcılıklarıyla öne çıkma avantajı elde eder. Okul ve doğanın iç içe olduğu Waldorf okullarında çocuklar küçük yaştan itibaren öz güven kazanmaya başlar. Bu eğitim sisteminde çocuklar üretip bütüne kattıkları her parça sayesinde kendini özel hisseder. Bu da ilerleyen yaşlarda herkesin gereksinimi olan “kendisini doğru şekilde ifade edebilme yeteneği”nin erkenden kazanılması anlamına gelir. Siz de Waldorf eğitim sistemiyle ilgili daha fazla bilgi edinerek, çocukların öğrenme süreçlerine ne gibi katkılar sağladığını kavrayabilir, sanatsal yeteneklerini keşfetmesi konusunda onlara yardımcı olabilirsiniz.

Benzer İçerikler